Tanıklık edilen bu dinginlik ardında neler gizliyor acaba? Belki kocaman bir karanlık, belki alevler içinde yanan bir şatoda ordan oraya koşuşturan bir kahraman. Uyandığında yorgun olur belki, belki savaşı kazanamamış olmanın verdiği bir mutsuzluk belirir yüzünde. Belki de kocaman bir gerinmeyle, yanakları pembeleşmiş öyle sırıtarak bakar yüzüme, kimbilir:)
Etrafımı incelemeyi her zaman sevmişimdir. Bir mekana girdiğimde tepeden tırnağa her köşesini, her gediğini ezberlemeye, onu tanıdık hale getirmeye çalışırım. Hafızamda sabitlenmesi için aynı yere her gidişimde -ta ki sırandanlaşana değin- tekrarlarım bu ritüeli. Ama şimdi küçük kayıplar veren hafızama güvenmediğimden kayıtlar tutuyorum kendimce. Fotoğraflarla örüyorum anılarımı. Sadece bende değil gören herkeste yaşatmak isttiyorum mekanı ve anı. İşte buyüzden fotoğraf çekiyorum, unutmamak, tanık olmak için.